Aydaki AdaM
6/6/2006
MUHTEŞEM BİR FİLM


HENÜZ DAHA GÖSTERİME GİRMEMİŞ VE GİRMESİ KONUSUNDA KARAR VERİLEMEMİŞ HARİKA BİR FİLMİ GİTTİM İNCELEDİM. ''VAY BAŞIMIZA GELENLER''


 

KONU:

Film başlangıçta bir gençlik komedisi izlenimi verse de daha sonra artan gerilim ve heyecan temposuyla izleyenleri adeta koltuklarına çiviliyor.Wax(denzel washon) üniversitede kendi halinde bir öğrencidir.Hayatı okula yeni gelen bir öğrenci olan Sue'yu(emma johnson) görünce birdenbire değişir. Wax körkütük aşık olmuştur.Hatunun etrafında dolanıp durmaya ara verip onunla konuşmaya karar verir.Bir gün kantinde gidip masasına oturur ve tanışırlar.Aralarında bir elektiriklenme süreci başlamıştır, ta ki Wax kızın Freud'çu olduğunu örenene kadar.Wax büyük bir hayal kırıklığı yaşar çünkü kendisi Adler'cidir.Bir gün Psikoanalitik sağaltım konusunda amansız bir tartışma yüzünden kız okuldan ve eyaletten ayrılmaya karar verir.Wax pişmandır ama yine de Adler'ci yaklaşımdan  ödün de vermek istemez.Filmin gerilimi git gide artmaya başlar.Wax gidip Jung'ın ''Analitik Psikolojinin Temel İlkeleri adlı kitabını alır ve kızın kapısının önüne bırakır.Sue kitabı sabah görür,üzerindeki notu okur: ''İlişkimize yeni bir yaklaşım kazandırması açısından, Freud ve Adler'i boşverip Jung da birleşelim bi tanem'' yazmaktadır notta.Sue ''Freud'u boşverelim'' kısmına çok alınır.Wax'ı arayarak Freud'un ''ben'in başlıca kararkteristik özellikleri'' adlı makalesi üzerine uzun uzun konuşur.Filmin en komedi unsurlarıyla dolu yeri adeta bu konuşma olmuştur.Ama bu neşe Wax'ın gidip kütüphaneden Jung'ın ''Ulysses ve Picasso'' kitabını alıp Sue'ya gönderdiğinde yerini gerilime bırakır.Sue gidip Ulysses kitabını alır ve jung'ın yanldığı düşündüğü yerlerinin altını çizer.Wax hayal kırıklığına uğrar.Öfkeyle dolmuştur, Sue neden onu anlamamıştır, aklında bu sorular vardır.Bunalıma girer ve üniversiteye gitmez olur.Okul dekanı Jason(Anthony Hopkins)  merak eder ve Wax'ı arar.Anthony Hopkins'in oynayanlar arasında adı geçmemesine rağmen dekan rolünde karşımıza çıkması gayet ilginçtir.Bu gibi ilginçlikler yönetmenin diğer filmlerinde de olmuştur.(Bkz ''İki saat vıy vıy dönen uzay gemileri ve 2099 uzay macerası'' adlı filminde 10 saniyeliğine karadelik rolünde Robin Williams'ın görülmesi) Herneyse, dekan Jason zaten 1 dakka kadar konuştuktan sonra, bu aşk hikayesinden etkilenip, camdan atlayarak intihar eder, ama ölmez.Ama yine de gömülür.Sue tam arabasına atlayıp şehirden ayrılacakken birden pişmanlık duyar ve geri dönüp Wax'ın evine gider. Wax'ı verandada kendinden geçmiş bir şekilde Freud'un Anna'ya yazdığı mektupları yemeye çalışırken bulur.Bu hüzünlü tablo onu çok etkiler  ve gözyaşlarına boğulur ve ölür.Birden bire kendine gelen Wax, Sue'nun öldüğünü görünce daha da coşkulanıp Ulysess kitabını da yemeye koyulur.Son sahnede dekan Jason'un mezarından elini çıkarması, filmin devamının çekilebileceği ihtimalini akıllarımıza getirir.Kimbilir belki de dehşet verici intikam sahneleri bizi beklemektedir.

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
posted by aydakiadam at 11:46 | in: SINEMA
Yazı Linki | Arkadaşına Gönder | Yorumlar(1)
Yorumlar:
Yorum Ekle
Geniş açı
Uzaktan davulun sesi hoş gelir, davul bile -bile sözcüğünde aşağılama mı var, atalarımıza hiç yakıştıramadım- dengi dengine çalar diyerek bilir kişilrimizi andığımız, sosyal içerikli, duygu yüklü -öfke, kırılmaca, alınmaca, gerilme, aşk nefret- uzun uzun metrajlı bir film gibi görünüyor. Bir film afişindeki mutluluğa bakıyorum, bir de filmin sonuna. '' A kızım, niye Freud'çu oldun? Sen de diğer kadınlar gibi dırdır yapsaydın ya!'' El cevap: Yaptırmayan senarist yaptırmıyor. Beni aşkımızı çekemeyen yönetmen öldürdü...buyrun bakalım, sustum bakalım..
Posted by isimsiz at 2006-09-06 23:34:54, 2006-09-06 23:34:54 | Bağlantılar | |


Yorum Ekle

<<önceki sayfa |/|