Aydaki AdaM
2/10/2007
GODZILLANUR POSASU'NUN SİZİNLE DOĞRUDAN TEMAS ETMEYEN PREZEN

GODZİLLANUR POSASU

O HERŞEYE RAĞMEN HAYATI SEÇERDİ, UCUNDA ÖLÜM BİLE OLSA


Öncelikle, hemen söylemeliyimki ismimin posası ebeveynlerim tarafından çıkarıldığını ve de niye bu kadar parlak bir zekaya sahip olduğumun anlaşılmasındaki amacımın insanları kızdırması. O da şu ki, mesela, geçen gün köpeğimi yürüyüşe çıkarmıştım, aslında benim köpeğim yoktur ama yine de haftanın her pazar günü, semt pazarlarından veya sadece bir haftadan bahsetmiyorum tabiki, elliiki tane olandan bahsediyorum, ellidört müydü yoksa? İşte o haftalardan birinde olmayan köpeğimi yürüyüşe çıkarmıştım, gerçi bundan kimsenin haberi yok gibiymişti.

 

Madem onların haberi yok bende köpeğim yokmuş gibi yapayım bari dedim. Olmayan köpeğimin olmadığını farketmelerinin ne kadar zaman alacağını düşünerek ama bunu bile farkettirmemenin gururuyla  ve bilhassa ulan ne kadar da zekiyim diyerek ilerliyordum ki, adamın birisi kafama yumurta büyüklüğünde bir simit parçası attı. Yumurtanın ne yumurtası olduğundan şimdi bahsetçeğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz, sadece renginin kırmızı olduğunu söyleyebilirim. .

 

Kör numarası yaptığına hiç şüphe yoktu, ordan geçerken ki gözlemlerim bunu gösteriyordu, gerçi daha tam geçmeyi başaramamıştım ama yinede bu şüphe  yaratacak bir durum değildi demek istiyorum. Afaki durumların arkasına saklanmanın ne yeri ne de zamanıydı üstelik. O sırada olmayan köpeğim olmadığının farkında olmadığından simit parçasını yemesin mi ve o sırada adam bunu farketmesin mi? O anı nasıl tarif etsem de sizde olduğu gibi tahayyül edebilseniz. Aptallığın masumlukla, maraş dondurmacısının bir turistle karşılaşması gibi bir şeydi işte..

 

Dayanamayıp ‘İlk vapur altıyı kırkbeş geçe kalkıyor’ dedim.

O da karşılık olarak ‘ Niye 7 veya 6.30 değilde altıkırkbeş dedi. Bu arada olmayan köpeğimin olmayan tüylerini okşuyordu.

‘Buna izin verdiğimi sanmıyorum’ dedim. ‘Liman şefi misin?’ dedi. ‘Hayır sadece ilk vapurun altıyı kırkbeş geçe kalktığını bilen biriyim diyelim’ dedim.

 

‘O zaman 1... 2... 3 ! ’dedi. Bir derken elini kağıt, iki derken taş, üç derken makas yapmıştı. ‘Bu makasla hiçbirşey kesemeyeceğine eminim’ dedim. Bunu dememin üstünden saniyelik zaman dilimleri ardı ardına geçmişti ki kör olmayan adamın olmayan köpeğimin olmayan tüylerini düzenli bir biçimde kestiğini farkettim. ‘Hiç param yok, istersen köpek sende kalabilir’ dedim ve hiç birşey demesine fırsat bırakmadan çekip gittim, tabiki köpeği tasmasından çektim, köpekte gitmek istemeyince, oldu işte bunlar...


 

posted by aydakiadam at 19:17 | in: KARIYER
Yazı Linki | Arkadaşına Gönder | Yorumlar (7) | Yorum Ekle

|1/4|sonraki sayfa>>